ES-SÂDIK

18bc6bab

ES-SÂDIK

Ahde vefa eden, asla sözünden caymayan, en doğru söyleyen, en doğru haber veren demektir.

Nisa süresi/ 122 “ İman edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız, orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah’ın gerçek vaadidir. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir?”

Rabb’imiz hangi dediğinden şüphe edebiliriz ki; O evvel ve ahir, zahir ve batın her şeyi bilir. Bu nedenle her şeyi bilir, görür, duyar, haberi olur. Bu nedenle Rabb’imizin dediklerini gelişi güzel düşünemeyiz. İnkâr edenler gibi “ masal” diyemeyiz. Çünkü O’ndan hiçbir şey gizli kalamaz.

Ya da O’nun kudreti hem Muhit, hem de Azim’dir. Biz diyemeyiz ki “ gücü yetmedi bu yüzden sözünden caydı”.

Ya da O Kahhar ve Cabbar’dır. Biz diyemeyiz ki “ korktu ve bu yüzden yalan söyledi”

Ya da O, hikmetsiz hükmeden, hesaba çekmeden yargılayan, adaletsiz merhamet eden, haksızca bağışlayan… Uyuşmaz ve tutarsız “ ol” emri vermediğinden yine cayma olasılığı yoktur.

Ya da O Gani, Kerim, Vehhab olduğundan yine nimetlerinde sınır yoktur. Bu nedenle diyemeyiz “ nimetleri tükendi ve sözünden caydı”…

Yani yüce Allah’ın tüm isimlerini düşündüğümüzde ahde vefa etmeme gibi bir sonuç asla yoktur. İsabetsiz, hikmetsiz, hesapsız, sevgisiz, ilimsiz, adaletsiz asla hüküm vermez. Bu nedenle yüce Allah hem sözlerinde, hem de haber verdiklerinde Es- Sadık’tır. Hem de her isminin yanı sıra O- Es- Sadık’tır.

Dolayısıyla model olarak gösterdiği ve teyit ettiği kişiler de sadık olan Rabb’imize iman ettikleri için onlara da sıddık’tırlar.

 Meryem süresi/ 41 “Kur’ân’da İbrahim’i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.”

Meryem süresi/ 56 “Kitapta İdris’i de an; çünkü o, çok sadık (özü, sözü pek doğru) bir peygamberdi.”

Son peygamber olan Hz. Muhammed (saa) te sıddıktır. Yüce Allah’ın kendisi de teyit ettiğini bildirir.

Munafikun süresi/1 “ Münafıklar sana geldikleri vakit: “Şahitlik ederiz ki sen muhakkak Allah’ın elçisisin.” derler. Senin mutlaka kendisinin elçisi olduğunu Allah bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına şahitlik eder.”

Onların hepsi yüce Allah’a sadık olan ve kendileri de asla yalan konuşmayan, sözde, fiilde, niyette doğruluk üzereydiler. Yüce Allah’ın verdiği haberleri sonuna kadar tasdik edenlerdi. Tasdik etmek, sadık olmanın göstergesidir. Yani yüce Allah’ı tasdik ettikleri gibi, kendinden önce gelen ve kendisinden sonra gelecek olan peygamberleri tasdik ederlerdi. Yüce Allah’ı ve peygamberleri tasdik eden bir de peygamberlerin vasileri de vardır. Onlar Risalet yolunu devam ettiren, ilmin taşıyıcılarıdır.

Bu sıralamada şuna dikkat etmek gerekir. Eğer bizler de sıdk olanların çevresinde kilitlenmek istiyorsak, yüce Allah’ı tasdik eden gözler peygamberlere dönmeledir. En son Hz. Muhammed (sa)’te duran gözler, peygamberin vefatı ile bu süreç burada bitmez. Dünya hayatı devam etiğine göre peygamberi tasdik eden gözler bu seferde Ehl-i Beyt’ine kilitlenmelidir. Kıyamet kopuncaya kadar her toplumun seçilmiş bir sıdk vardır. Bu karar yüce Allah’ın ümmete verdiği imamet düzenidir.

Rad süresi/7 “ O kâfirler: “Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?” derler. Sen bir uyarıcıdan başka bir şey değilsin ve her kavim için bir hidayetçi vardır.”

Peygamber Hz. Muhammed (saa)’ten sonra vasileri olan sıdk silsilesi şunlardır.

Hz. Ali (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Fatıma (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Hasan (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Hüseyin (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Zeynelabidin (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Muhammed Bakir (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz Cafer Sadik (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Musa Kazim (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Ali Er-Rıza (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Muhammed Taki (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Ali Naki. (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Hasan Askeri (Allah’ın selâmı ona olsun)

Hz. Mehdi (Allah’ın selâmı ona olsun)

En son imam da zamanımızın önderi imam Mehdi (sa)’dir. İşte tüm bu sıdkları tasdiklemek zorundayız. Çünkü onları tasdiklemek, Hz. Muhammed (saa)’i, dolayısıyla yüce Allah’ı tasdiklemek demektir. İşte sadakat, burada ortaya çıkar.

İsra süresi /80 “(Ey Muhammed!) De ki: “Rabbim! Beni, takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve huzur içinde koy ve çıkacağım yerden de dürüstlükle ve selametle çıkmamı sağla. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver.””

Tüm bunların sonunda müjdeler gelecektir. Elbette sadık olanları müjdelediği gibi sadık olmayanları uyardığı vaadler de olacaktır. Tüm mesele yüce Allah’ı her isminin yanı sıra Es-Sadık olduğuna iman etmeye bağlı.

Parolamız yüce Allah’ın her isminin yanı sıra Es- Sadık olduğuna iman ettik.

La Sadıka İlla Es-Sadık

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>