DUYGULAR BİR BIÇAK GİBİ

40353wide

DUYGULAR BİR BIÇAK GİBİ

Her yaratılış çift olduğu gibi, duygularda çift yönlüdür. İnsan bu duygular arasında doğruyu ve dengeyi yakalamak zorundadır. Bu da ancak Fatiha bilincini alarak doğru hedef, doğru yol, doğru rehber ve doğru yöntem ile olur.

Duyguların bu şekilde kanalize edilmesi gerekir. Hedefini bilmiyorsa, rehberine sarılmamışsa, yolunu tanımıyorsa duygular insanın içinde kasırgalara, volkanlara, depremlere her türlü büyük afetlere dönüşür. Duygular ifrat ve tefrit arasında med- cezir dokurken, sahibini büyük hatalara ve hatta geri dönüşümü olmayan sonuçlara götürebilir. Bu yüzden duyguların amacını, ayarını ve sonuçlarını iyi düşünmek gerek.

Her duygu bir analizden geçmelidir.

Korkular; bir yandan günahlardan korurken, diğer yandan o kişiyi pasif, çekimser ve içe kapanık yapabilir.

Ümit; bazen insana yaşama ve mücadele isteği verirken, bazen de tembelliğin arkasına itebilir.

Heyecan; bazen insanı coştururken, bazen de hata üzerine hata yapmaya ve fevri çıkışlara sürükleyebilir.

Hüzün; bazen kalbin derinliklerine götürürken, bazen de ümitsizliğe düşürebilir.

Öfke; bazen insanı mücadeleci ve kendine ait şeyleri savunmaya götürürken, bazen de adaletsizliğe götürebilir.

Sevgi; bazen insandaki güzellikleri beslerken, bazen de hayallerde kalmayı sağlayabilir.

Gördüğünüz gibi her duygu bir ilaç gibi iki yönlüdür. Nerelerde, ne zaman, ne dozda alınması gerek önemlidir. İlaç her hastalıkta alınamayacağı gibi, kişiden kişiye de aynı hastalıkta alınmaz. Kullanım sebebi, kullanım zamanı, kullanım miktarını bilmek gerek. İlaç tedavi edebileceği gibi zehirleyebilir de. Bir bıçak gibi bozuk dokuları kesebileceği gibi, sağlam dokuları da yokedebilir.

Doğruyu söylüyorum derken, kalp kırmak gibi.

Cömert olayım derken, aşağılamak gibi.

Korkuyorum derken, yalan söylemek gibi.

Ümitliyim derken, günahlara dalmak gibi.

Heyecanlıyım derken, engel tanımamak gibi.

İlim yapıyorum derken, kibirlenmek gibi.

Kıskanıyorum derken, boğmak gibi.

İsraftan kaçınıyorum derken, cimri olmak gibi…

Kalplere temiz kan gelmeli. Ama pompalama düzenli olmalı. Doğru yoldan gelmeli. En önemlisi sebebi bilinmeli…

Duyguları pozitif duygular ve negatif duygular olarak ikiye ayırırlar. Genel sınıflandırma şöyledir. Cömertlik, adalet, ümit, merhamet, dürüstlük, sevgi gibi duygular olumlu kategoride görülür.

Korku, cimrilik, şiddet, kıskançlık, riya, tutku gibi duygular da olumsuz olarak varsayılır.

 Bu doğru bir sınıflandırma değildir.

Nefsini ayyuka çıkaran bir insana cömert olmak ne kadar doğrudur. Topluma zülüm reva gören, insanların canına, malına ve değerlerine saldıran birisine merhamet etmek, düşmanı sevmek, yalancı birine ümit bağlamak, korkan birisiyle işbirliği yapmak, riyakâr birisine sır vermek, israf eden birisine cömert olmak ne kadar doğru düşünülebilir…

İşte verdiğimiz tüm bu örnekler bize şunu anlatmaktadır.

Her duygunun iki zıt yönü vardır. Önemli olan, hangi duygu olursa olsun onu doğru kullanmak önemlidir.

Doğru kullanıldığında ise tablo şöyle gelişir.

Korku; yüce Allah’tan çekinmeye yönlendirirken, günahlardan sakınmaya ve cesarete yönlendirebilir.

Sevgi; isteyerek yapmaya yönlendirirken, kendisi, ailesi ve çevresi için en iyi olanı tespit etmeye yönlendirebilir.

Öfke; yanlışlara muhalefet ettirirken, değerleri savunmaya götürebilir.

Kıskançlık; kendi hakları gibi başkalarının haklarını da hatırlatabilir.

Cimrilik; kötülüklere fırsat vermeyip, malın doğru alanlarda kullanımını sağlayabilir.

Cömertlik; mağdur olanları korurken, hayırlı kapıların açılmasını sağlayabilir…

İşte önemli olan her duyguyu doğru kullanmaktır.

Bakara süresi / 177 “(Ey ibadet edenler!) İyi ve erdemli olmak (yalnızca) yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Fakat iyi ve erdemli (muttakî) kişi; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, Kitab’a (Kur’an’a) ve peygamberlere inanıp malı(nı), sevgisine rağmen (Allah rızası için) akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda/sokakta kalmışlara, dilenenlere ve boyunduruk altında bulunanlara (kurtulmaları için ihlâsla) veren, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, ahitleştiği zaman sözlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşın şiddetlendiği anda sabredendir. İşte (imanlarında, yaptığı iyilik ve taatte) doğru olanlar onlardır. Ve takvâya erenler de onlardır. ”

Bu ayet; önemli bir formüldür. Bu duygular, bu kolonlar üzerine bina edilmelidir.

“…Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitab’a ve peygamberlere inanıp….”

Aksi takdirde kalpler mutmain olmaz. Afetler durmaz.  

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>