DENİZLERDE DE SENİ BEKLERİM YA SAHİB-İ ZAMAN!

Resim---Kopya

DENİZLERDE DE SENİ BEKLERİM YA SAHİB-İ ZAMAN!

 İstanbul boğazında denizin dalgalarına dalıyorum. Ve o dalgalar arasında kendimi görüyorum. Her insan gibi bende, sanki o dalgalarla boğuşuyorum. Salıversem kendimi denizin karanlıklarında kaybolacak gibi hissediyorum. Boğuşsam boşuna çırpınışımı görüyor gibiyim.

Dalgaların sesi hayatımdaki yüzlerce sesi hatırlatıyor bana. Para sesi, pazar sesi, çocuk sesi, eş sesi, arkadaş sesi, arzu sesi, koltuk sesi, okul sesi, araba sesi, eğlence sesi, beklentiler sesi… Binlerce ses. Dikkatimizi üzerinde toplayan ve bizleri oyalayan o kadar çok ses var ki. Günler, haftalar, aylar, yıllar geçiyor…

Ve bu dalgalar arasında ne kadar çok zaman kaybettiğimi ve yorulduğumu görüyorum. Her ne kadar kıyılara yakınlaşsam da kurtuluşumu göremiyorum. Hâlbuki tek bir ses yeterdi bana. Rahmanın sesi!

Üzülürüm, ezilirim, büzülürüm…

 Sorunların çözümü gülmek ya da daha çok gülmek değil ki. Sonu gelen gülmek, noktası olan mutluluk sonuçta.

En doğru olan zamanı lehimize çevirmek, fırsatları kullanmak, kalbimizin mutmain olması… İyi ki böyle yaşamışım demek. Hayallerimin arasında sıkışmış olan ilahî rızayı fark edebilmek. Ve kalbimizin nefes alabilmesi….

Sonra gözlerim gökyüzünde hiçbir engel tanımayan, her türlü rüzgarları aşan, özgürce uçan martılara takılıyor. Deniz dalgaları arasından gökyüzüne uçan martılar hep bana özgürlüğünü kazanmış, esaret prangalarını kırmış, hayallerine kavuşmuş hür insanları hatırlatır.

Hakkıdır elbet onların böyle göklerde uçabilmek diye düşünürüm binlerce kararlarım arasında…

Kim bilir bizi neye çağırtmaktadırlar bu çırpınışlarıyla?

Kesinlikle şunu duyar gibiyim. “Sizi yaratan Rabbinize rağbet edin! Asla vazgeçmeyin!”

Onları bu hale getiren kesinlikle Tevhidî yaşam anlayışı ve bu kararda ısrarlı oluşları…

Hz. Muhammed ve Al-i Muhammed gibi.

İçimde bir ateş tutuşur. Ben de bu martılar gibi olmak istiyorum. Dalgalar arasında yorulan bir insan  olarak değil. Çırpındıkça boğulan, boğuldukça kaybolan…

Öğrenmek, tutunmak ve uçmak istiyorum. En kolay, en net ve en doğru yoldan.

Bu yüzden Allah ve Resulü tarafından teyit edilen birisinin elini tutmak istiyorum.

Benim zamanımda var olan bu rahmet eli yakalamak istiyorum. Tutsun elimi ve götürsün beni…

İçimdeki hasretin bu olduğunu fark ediyorum. Gözlerim uçmak ama ihtiyacım olan tutunmak…

 Sonra yine gözlerim martılara değiyor. Bakıyorum  onlar da dalgalara yeniliyorlar…

 Neden düştüklerini, hata yaptıklarını ve çok dağınık olduklarını fark ediyorum. Bizim gibi…

Sonra anlıyorum ki uçmak isteyenleri toparlayacak, onları düzene koyacak bir önderleri yok.

Yine eksik olan tutunacak birisi. Allah ve Resulü tarafından desteklenen. Böyle birisinin olması kaçınılmazdır.

Anlıyorum ki ben İmam Mehdi(af)’yi istiyorum. Ona çok ihtiyacım var! Onu bekliyorum.

 Kıyılara savrulan ey dalgalar! Göklerde süzülen ey martılar! Yüzümü okşayan ey rüzgârlar!

Müjdeleri getirin bana. Kalbimdeki özlem ateşine su taşıyın lütfen!

 Denizde olan ben çok susuzum!

Gözlerimin ne dalgalar arasında yalnızlığa mahkum olmasını, ne de darmadağınık martılara umutsuzca bakmasını istemiyorum.

Özlemim her geçen gün artmakta.

 Artık ne denize bakmak, ne de martılara dalmak bana yeterli gelmiyor.

Çünkü asıl istediğim, asıl ihtiyacım sensin ya Sahib-i Zaman (AS)!

Özlemim Sensin!

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>