AYETLERDE İMAM ALİ B. EBU TALİB (AS)

81853

KUR’AN VE KONUŞAN KUR’AN 

Peygamberimiz HZ. MUHAMMED (SAA) şöyle buyurmuştur:

“Ali Kur’an ile beraberdir. Kuran da Ali ile beraberdir. İkisi kıyamet gününe kadar asla birbirinden ayrılmazlar.”(Hâkim Nişaburî’nin Müstedrîk kitabı. Tebaranî’nin Mucemu’l-Evsat kitabı. Muttakî Hindî’nin Kenzu’l-Ummal kitabı. Heysemî’nin Mecma’uz Zevaid kitabı. İbn Hacer Heysemî’nin Sevaiku’l-Muhrika kitabı. Şeblencî Nuru’l-Ebsar kitabı.) 

İmam Ali şöyle buyurmuştur:

“Ey insanlar! Allah’ın kitabı hakkında bana sorunuz. Her ayetin nerede, gecemi, gündüz mü, düzlükte mi, dağlıkta mı indiğini size bildireyim“.(Kuran’da Ehli Beyt, Enis Emir) 

Abbas’ın oğlu Abdullah şöyle diyordu:

“300 ayetten daha fazlası Ali’nin fazileti hakkında inmiştir.”

Peygamberimiz şöyle buyurdu:

“Kuran dört çeyrek üzere indi. Bir çeyreği biz Ehli Beyt’in fazileti hakkında indi; bir çeyreği Ehli Beyt’in düşmanlarının hakkında indi; bir çeyreği Peygamberlerin hayatlarından ve nasihatlerinden indi; bir çeyreği ise Allah’ın insanlara çizmiş olduğu kanunları göstermek için inmiştir!!!”

Abbas oğlu Abdullah şöyle dedi: “Kuran’da her ne kadar: Ey iman edenler, hitabı varsa işte bu hitabın efendisi ve başta olmak üzere sahibi Ali gelir. Şanı yüce olan Allah kitabında ashabı ayıpladığı halde Ali’yi her zaman iyilikle anmıştır!!!”

Abbas oğlu Abdullah diyor ki: “Onda kitabın ilmi olan Ali’dir. Nitekim kendisinde Kuran’ın tefsiri, tevili, nasih ve mensuh ilmi vardır!!!”

İmam Ali: “Kuran’ın keremi bizimdir!!!”

İmam Ali: “Ben Konuşan Kuran’ım.”(Kuran’da Ehli Beyt, Enis Emir,)

İmam Ali Zeynelabidin(as) şöyle demiştir:

“Allah ve hüccetleri olan imamlar arasında hicap (perde) yoktur. Allah’ın onda gizliliği olabilecek hüccetlerinden de başka bir şeyi yoktur. Biziz Allah’ın kapıları; biziz Allah’ın doğru yolu; biziz Allah’ın ilim yeri ve O’nun vahyinin tercümanları; biziz tevhidin erkânı; biziz Allah sırrının yeri”.(Kuran’da Ehli Beyt, Enis Emir, s. 2,) 

Peygamberimiz (saa)şöyle demiştir:

“Ya Ali! Sen, Allah’ın hücceti, kapısı ve O’na giden dosdoğru yolsun. Allah’ın ulu haberinin doğru yolu olan sensin. En yüce misal, Müslümanların imamı, müminlerin emiri, vasilerin ve sadıkların en hayırlısı olan sensin. Ya Ali! En azim Faruk ve en büyük sıdık (sadık) olan sensin. Senin taraftarların benim taraftarlarımdır ve benim taraftarlarım ise şüphesiz olarak Allah’ın taraftarlarıdır. Sana düşman olanların taraftarları da şüphesiz olarak şeytanın taraftarlarıdır.”(Kuran’da Ehli Beyt, Enis Emir, s. 3) 

Hz Ümmü Seleme Peygamberimiz(saa)’den şöyle aktarıyor:

“Ebu Talip oğlu Ali, Kuran’la birliktedir, Kuran’da Onunla; O ikisi (Kevser) havuz başında bana varıncaya kadar, birbirinden ayrılmazlar.” (Biharu’l-Envar, c. 38, s.) 

BESMELE 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Peygamberimiz(saa) şöyle demiştir:

“Tüm ilahî kitapların sırrı Kuran-ı Kerim’dedir. Kuran’ın sırrı ise Hamd suresindedir. Hamd suresinin sırrı ise başındaki besmelededir. Besmelenin sırrı ise ilk harfi olan Be harfindedir. Be harfinin sırrı da onun altındaki noktadadır.”

İmam Ali (as)şöyle diyerek Peygamberimizin sözünü tamamlar:

“Be harfinin altındaki nokta benim.”

Sözünü şöyle tamamlar:

“İlim bir noktaydı, cahiller onu çoğaltmıştır”.(Kuran’da Ehli Beyt, Enis Emir, s. 1) 

İmam Muhammed Bakır(as)’ın şöyle dediği rivayet edilir: “Allah’ın kitabındaki en şerefli ayeti, yani besmeleyi çaldılar. Büyük-küçük her işin başında besmeleyi söylemek gerekir ki, o iş bereketlensin.”(Bihar’ul-Envar, c.92, s.238, h: 39) 

İmam Sadık(as)’ın şöyle dediği anlatılır: “Allah her şeyin ilâhıdır, tüm yarattıklarına karşı Rahman’dır ve özellikle müminlere karşı da Rahim’dir.” ( El-Kâfi, c.1, s.114, h: 11. et-Tevhit, s.230, h: 1. el-Meanî, s.3, h: 1. Tefsir’ul- Ayyâşî, c.1, s.22, h: 19-20)

İmam Sadık şöyle buyurmuştur: “Rahman, genel nitelikli özel isimdir; Rahim ise, özel nitelikli genel isimdir.” (Mecma’l-Beyan, c.1, s.21) 

HAMD (FATİHA) SURESİ

5. Ayet; Sadece sana kulluk ederiz ve sadece senden yardım isteriz.

6. Ayet; Bizi doğru yola ilet!

Bu ayet hakkında İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurmuştur; “Bizi doğru yola ilet” yani Müminleri”

(Emiri’ne (Ali’ye)Tefsir-i Eyyaşi, c. 1, s.23, 25.) 

İmam Cafer-i Sadık’tan Fatiha Suresi hakkında nakledilen bir hadiste bu ayet hakkında İmam’ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir; “Bizi doğru yola ilet” İmamın yolu ve imamı tanımaktır.” (Tefsir-i Kummi, c.1, s. 28) 

Yine bu ayet hakkında İmam Cafer-i Sadıktan “Bizi doğru yola ilet” ayeti hakkında şöyle nakledilmiştir; O müminlerin emiri ve onu tanımaktır. “Şüphesiz O ümmül kitapta katımızda Ali’dir, hekimdir.”(Zuhruf-4) Sözü onun müminlerin emiri olduğunun delilidir. O ümmül kitapta ve “bizi doğru yola ilet” sözünde Müminlerin Emiridir.” (Tefsir-i Kummi, c.1, s.28-29)

MAİDE SURESİ VE GADİR HUM

2. ayet;Ey inananlar! Allah’ın sloganlarına (şiarlarına), haram aya, işaretsiz kurbana, (kurban edilmek için) işaretli hayvanlara, rablerinden lütuf(fazl) ve razılık isteyerek Beytu’l Haram’a (Kabe’ye) gelenlere (saygısızlık ve saldırıyı) helal saymayın.

İmam Ali şöyle diyor: “Şiar (slogan) ve ashap biziz. Hazine ve kapılar biziz. Evlere yalnızca kapılardan girilir. Evlere kapıdan başka yerden girene hırsız derler.”(Nehcu’l-Belağa, 154. Hutbe)

TEĞABUN SURESİ:

8. ayet;Öyleyse Allah’a, elçisine ve indirdiğimiz nura inanın! Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Ebu Halid Kabulî diyor ki: “İmam Muhammed Bakır’a “Allah’a, elçisine ve indirdiğimiz nura iman edin” ayetini sorduğumda buyurdu ki: ‘Ey Ebu Halid! Allah’a and olsun ki nur, Âl-i Muhammed’in (Ehli Beyt’in) kıyamete kadar sönmeyecek olan nurudur. Vallahi Onlar Allah’ın nazil ettiği nurlardır. Vallahi Onlar Allah’ın gökler ve yerdeki nurudur. Vallahi ey Ebu Halid! İmamın nuru müminlerin kalplerinde gündüz ışık saçan güneş ışığından daha parlaktır. Vallahi ey Ebu Halid! İmamlar müminlerin kalplerini nurlandırırlar. Allah dilediğinden Onların nurunu esirger ve onların kalpleri karanlık olur. Vallahi ey Ebu Halid! Allah bir kulun kalbini temizlemedikçe, o bizi sevmez ve velayetimizi kabullenmez. O kul bize teslim olmadıkça ve bizim hizmetimizde olmadıkça Allah onun kalbini temizlemez. Eğer o bize hizmet ederse Allah da hesap gününde kıyametin büyük azabından onu korur.”(Usul-u Kâfî, Muhammed bin Yakup Kuleynî, c. 1, s. 194, 1. Hadis.)

RA’D (GÖK GÜRÜLTÜSÜ) SURESİ

43. ayet; İnkâr edenler; “Sen elçi değilsin!” derler. De ki; “Benim ve sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitap ilmi olan kimse yeter.”

Fuzayl b. Yesâr, İmam Muhammed Bakır’dan Kuran’da geçenve yanında kitap ilmi olan kimse yeter.”” cümlesinin tefsirinde şöyle nakletmiştir; buyurdu:

“Bu ayet Ali hakkında nazil olmuştur. O Resulullah’tan sonra bu ümmetin âlimidir.”(Tefsirü’l-Eyyaşî, c. 2, s. 221)

İmam Muhammed Bakır’dan: Kitap ilmine sahip olan kimse ayetinin tefsirinde şöyle nakledilmiştir: “Kitap ilminin sahibi Ali’dir.”(Biharu’l-Envar, c. 35, s. 430)

İmam Muhammed Bakır(as): “O (kitap ilmine sahip olan kimse), Ebu Talip oğlu Ali’dir.”

Ebu Basir İmam Cafer Sadık(as)’a ”Yanında kitap ilmi bulunan” kimse hakkında “Acaba, O Ebu Talip oğlu Ali midir?” diye sorduğunda İmam Cafer Sadık; “O’ndan başka kim olabilir ki?” diye cevap vermiştir.(Biharu’l-Envar, c. 35, s. 431.)

AL-İ İMRAN (İMRAN AİLESİ) SURESİ 

103. ayet; Hep birlikte Allah’ın ipine tutunun, bölünmeyin ve Allah’ın size (bağışladığı) nimetini hatırlayın. (Birbirinize) düşman olduğunuzda kalplerinizi kaynaştırdı ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Ateşten bir uçurumun kenarındaydınız. Sizi oradan kurtardı. Allah, bu şekilde ayetlerini size açıklar. Belki doğru yolu bulursunuz.

Abbas oğlu Abdullah diyor ki:

“Biz Allah’ın elçisi ile birlikte olduğumuz sırada, bir göçebe çıkageldi ve şöyle dedi:

‘Ey Allah’ın elçisi, ben senden ‘Allah’ın ipine tutunun’ buyurduğunu duydum. Tutunmamız gereken Allah’ın ipi nedir acaba?’ Peygamber, elini Ali’nin eline vurarak şöyle buyurdu: ‘İşte buna tutunun; budur Allah’ın sağlam ipi!”

İmam Muhammed Bakır (as)şöyle demiştir:

“Allah’ın ‘Topluca Allah’ın ipine sarılın ve dağılmayın’[9] ayetinde bahsettiği ip, Ebu Talip oğlu Ali’nin velayetidir. O hâlde kim Ona sarılırsa Mümin olur ve kim Onu bırakırsa, imandan çıkar.”(Biharu’l-Envar, c. 36, s. 18.)

ENFAL (FAZLALIKLAR-GANİMETLER) SURESİ

24. ayet; Ey inananlar! Size hayat verecek şeye çağırdığında Allah’a ve elçisine icabet edin. Bilin ki Allah’ın kişi ile kalbi arasına girer ve O’na doğru toplanacaksınız.

İmam Muhammed Bakır Enfal Suresi 24. Ayeti hakkında şöyle demiştir:

“Sizi, Ebu Talip oğlu Ali’nin velayetine davet ettiğinde…” (Biharu’l-Envar, c. 36, s. 186.)

ŞURA SURESİ

23. ayet; Bu Allah’ın inanan ve iyi işler yapan kullarını müjdelemesidir. De ki; “Onun karşılığında yakınlarıma sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir iş yaparsa onun için o işte ki güzelliği artırırız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır ve çok teşekkür edendir (İyiliğin karşılığını bolca verendir).

Peygamberimizin yakınları başta İmam Ali’nin bulunduğu Âl-i Aba diye adlandırılan Ehli Beyt’tir. Bu konuda hadis kitaplarında çok fazla bilgi bulunabilir.

Müslim oğlu Muhammed diyor ki: “Kim güzel bir iş yaparsa onun için o işte ki güzelliği artırırız….” Ayetinin manasını İmam Muhammed Bakır’a sorduğumda şöyle buyurdu:

‘Yapılan iyilik biz Ehli Beyt’e teslim olmak ve bizi doğrulamaktır, aksi halde biz Ehli Beyt’e teslim olmayanlar bizi yalanlamış sayılır.”(Usul-u Kâfî, Muhammed bin Yakub Kuleynî, c. 1, s. 391, 4. Hadis.)

ZÜMER SURESİ

18. ayet;Sözü dinleyenler ve en güzeline uyanlar; işte Allah’ın doğru yola ilettikleri onlardır. İşte akıl sahipleri onlardır.

Ebu Basir diyor ki:“Sözü dinleyenler ve en güzeline uyanlar” ayetinin manasını İmam Cafer-i Sadık’a sorduğumda şöyle buyurdu: “Onlar Âl-i Muhammed’e (başta İmam Ali olmak üzere 12 İmam’a ve Hz Fatıma’ya) teslim olanlardır. Sözümüzü duydukları zaman bir şeyler ekleyip azaltmadan sözümüzü duydukları gibi uygulayanlardır.”(Usul-u Kâfî, c. 1, s. 391, 18. Hadis) 

EN’ÂM SURESİ

153. ayet; Şüphesiz bu benim doğru yolumdur. Öyleyse Ona (İmam Ali) uyun. Sizi O’nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. Belki sakınırsınız diye onu tavsiye etti.

Ebu Hamza Somali diyor ki:

“İmam Cafer Sadık’a Allah’ın ‘Bu benim dosdoğru yolumdur. O halde Onu izleyin’ buyruğunun açıklamasını sorduğumda, şöyle buyurdu: ‘Vallahi O Ali’dir ki hem mizandır (ölçü), hem de sırat (yol)!”[14]

Bureyd İcli diyor ki: “Ayetin açıklamasında İmam Muhammed Bakır şöyle dedi: ‘Biliyor musunuz Allah burada doğru yolum diyerek neyi kastediyor?

Dedik ki: “Hayır.”

Buyurdu ki: “Ali’nin ve vasilerinin yolu (12 İmam yolu). “Ona uyun” diyerek kimi kastediyor biliyor musunuz?” Dedim ki: “Hayır.”

Buyurdu ki: “Ebu Talip oğlu Ali’ye uyun diyor. Allah’ın salatı Ona olsun.”

“Biliyor musun “Öyleyse Ona (İmam Ali) uyun. Sizi O’nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın.” İle ne demek istiyor?”

Dedim ki: “Hayır.”

Buyurdu ki: Allah’a andolsun ki falanca ve filanca’nın velayeti 1. Ve 2.nin

Buyurdu ki: “Biliyor musun Sizi O’nun yolundan ayıracak başka yollar” ile ne demek istiyor?”

Dedim ki: “Hayır.”

Buyurdu ki: “Yani Ali’nin yolundan ayrı düşmek.”(Tefsir-i Eyyaşî, c. 1, s. 383-384, 125. hadis)

SAFFAT SURESİ

24. ayet; Durdurun onları! Onlar sorguya çekileceklerdir.

Hz Muhammed Mustafa(saa):

Kıyamet günü olup da Sırat, cehennem üzerine kurulduğunda, onun üzerinden ancak Ebu Talip oğlu Ali’nin velayetinin yazılı olduğu bir geçiş iznine sahip olan kimse geçecektir. Kuran’da geçen ‘Durdurun onları! Onlar sorguya çekileceklerdir’[16] ayetinde de sorulacak şey, Ebu Talip oğlu Ali’nin velayetidir.”(Biharu’l-Envar, c. 8, s. 68. Beşaratu’l-Mustafa, s. 144. Et-Teraif, s. 74. Keşfu’l-Yakin, s. 304. Yenabiu’l-Mevedde, s. 113 (az bir farkla).)

Hz Muhammed Mustafa(saa) :

“Kıyamet günü olduğunda, Allah iki meleğe emredip Sırat üzerinde oturtacak; böylece Ebu Talip oğlu Ali’den beratı olmayan kimse oradan geçemeyecektir; kimin de yanında beratı olmazsa, Allah onu yüz üstü cehenneme atacaktır. Allah da ‘Durdurun onları! Onlar sorguya çekileceklerdir’ ayetinde bunu kastedilmiştir.” İhkaku’l-Hak, c. 3, s. 105.) 

83. ayet; Şüphesiz İbrahim onun taraftarlarındandır.

İmam Cafer Sadık(as): “İbrahim, Müminlerin Emiri Ali’nin taraftarlarından idi.”

Hz Muhammed Mustafa(saa) şöyle diyor:

“Allah, İbrahim’i yarattığı zaman Onun gözündeki perdeyi kaldırdı. İbrahim arşa doğru baktı ve bir nur gördü.

Dedi ki; “İlahi ve seyidi! Bu nur nedir?”

Dedi ki; “Ey İbrahim! Bu benim seçkin kulum Muhammed’dir.”

Dedi ki; “İlahi ve seyidi! Onun yanındaki nur nedir?”

Buyurdu ki; “O dinime yardım eden Ali’dir.” Dedi ki; “İlahi ve seyidi! O ikisinin yanında üçüncü bir nur daha görüyorum?”

Buyurdu ki; “Ey İbrahim! O Fatıma’dır. Babası ve kocasının arkasından gelir ve Onu sevenler azaptan korunur.”

Dedi ki; “İlahi ve seyidi! Bu üç nurun yanında iki nur daha var?”

Buyurdu ki; “Ey İbrahim! O ikisi Hasan ve Hüseyin’dir. Dedeleri, babaları ve annelerinden sonra gelirler.”

Dedi ki; “İlahi ve seyidi Bu beş nuru çevreleyen dokuz nur daha görüyorum?”

Buyurdu ki; “Ey İbrahim! Onların birincisi Hüseyin oğlu Ali, sonra Ali oğlu Muhammed, sonra Muhammed oğlu Cafer, sonra Cafer oğlu Musa, sonra Musa oğlu Ali, sonra Ali oğlu Muhammed, sonra Muhammed oğlu Ali, sonra Ali oğlu Hasan ve Kâim el Mehdi.”

Dedi ki; “İlahi ve seyidi! Bu nurların etrafında sayamadığım çok sayıda nurlar var?”

Buyurdu ki; “Ey İbrahim! Bunlar da Onların taraftarları ve sevenleridir.”

İbrahim dedi ki; “Allah’ım beni de Onların taraftarlarından ve sevenlerinden karar kıl. Buyurdu ki; Seni de onlardan karar kıldım. Onun için şu ayeti indirdi; Şüphesiz İbrahim onun taraftarlarındandır.”

İmam Cafer Sadık(as)’ın yarenlerinden Mufazzal der ki; “İbrahim ölümü hissettiğinde bu olayı dostlarına anlattı ve secdeye kapandı ve secdede öldü.”( Müstedreku’l-Vesail, c. 4, s. 398, 5010. Hadis.)

YUSUF SURESİ

108. ayet; De ki; “Bu benim yolumdur. Bilinç üzere Allah’a davet ediyorum ben ve bana uyanlar da! Allah, tertemizdir, arıdır ve ben müşriklerden değilim.”

Cafer-i Fezzarî diyor ki: “İmam Muhammed Bakır’a “De ki; “Bu benim yolumdur. Bilinç üzere Allah’a davet ediyorum ben ve bana uyanlar da” ayetinin tefsirini sordum; şöyle buyurdu: ‘Bana uyan cümlesinden maksat Ebu Talip oğlu Ali’dir.”(Biharu’l-Envar, c. 36, s. 52.)

HUD SURESİ

17. ayet; Rabbinden apaçık bir delil üzere olan, O’nu O’ndan olan bir tanığın izlediği ve O’ndan öncede imam ve rahmet olarak Musa’nın kitabı (tanığı olan) kimse (başkaları gibi midir?). İşte onlar O’na inanırlar. Toplumlardan her kim O’nu inkâr ederse, ona vaad edilen yer ateştir. Öyleyse sen O’nun hakkında şüphede kalma. Şüphesiz O rabbin tarafından bir gerçektir. Ama insanların çoğu inanmazlar.

Kays oğlu Süleym Hilalî şöyle dedi;

“Adamın biri Ebu Talip oğlu Ali’nin yanına geldi ve ben işittiğim halde şöyle dedi; “Ey Müminlerin Emiri! Beni en üstün menkıbenden haberdar et!”

Ali şöyle dedi; “Allah’ın benim hakkımda kitabında indirdiği şeylerdir?”

Adam şöyle dedi; “Allah senin hakkında ne indirdi?

Ali şöyle dedi; “Allah’ın şu sözü; ‘Acaba Rabbinden apaçık bir delil üzere olan ve ondan olan bir şahidin kendisini izlediği….’[22] Ben peygamberden olan şahidim. Allah’ın şu sözü; ‘ve yanında kitap ilmi bulunan kimse’ Allah beni kastetmektedir.” (Ehli Beyt’in Sırları, Süleym bin Kays, Çeviren: Kemal Küntaş) 

NEML (KARINCA) SURESİ

89. Ayet; Kim bir iyilik getirirse onun için daha iyisi vardır. Onlar o günün korkusundan güvende olanlardır.

90. Ayet; Kim bir kötülük getirirse yüz üstü ateşe atılır. Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaksınız?

İmam Cafer-i Sadık babası İmam Muhammed Bakır’dan aktarıyor: “İmam Ali, Abdullah-ı Cedeli’ye şöyle buyurdu: ‘Allah’ın şu ayetinin manasını sana söyleyeyim mi? “Kim bir iyilik getirirse onun için daha iyisi vardır. Onlar o günün korkusundan güvende olanlardır. Kim bir kötülük getirirse yüz üstü ateşe atılır. Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaksınız?”

Abdullah dedi ki: ‘Evet ey Müminlerin Emiri!

İmam Ali buyurdu ki: “İyilik biz Ehli Beyt’i sevmek ve velayetini tanımak, kötülük ise velayeti inkâr etmek ve biz Ehli Beyt’e kin gütmek. Sonra ayeti tekrar okudu. ( Usul-u Kâfî, Muhammed bin Yakup Kuleynî, c. 1, s. 185, 14. Hadis.)

İmam Cafer-i Sadık(as) buyurdu ki;

İyilik; Müminlerin Emiri’nin (İmam Ali) velayetidir. Kötülük ise Onun düşmanlarına itaat etmektir.”(Biharu’l-Envar, c. 36, s. 81, 6. hadis)

VAKIA SURESİ

10-11-12. ayetler;

10. Ve öne geçenler, öne geçenler;

11. Ayet; İşte onlar yakınlaştırılmışlardır.

12. Ayet; Nimetleri bol cennetlerde (bahçelerde).

İmam Ali Rıza(as), İmam Ali(as)’den şöyle aktarmaktadır: “Öne geçenler, öne geçenler; işte onlar yakınlaştırılmışlardır’ ayeti benim hakkımda nazil olmuştur.”(Biharu’l-Envar, c. 35, s. 335)

İmam Ali şöyle dedi; “Sizleri Allah’a şahit tutuyorum ki Peygamber’e; ‘Öne geçenler, öne geçenler! İşte onlar yakınlaştırılmışlardır.’[25]Ayetinin anlamı sorulduğunda Peygamber; ‘Allah bu ayeti nebiler ve onların vasileri hakkında indirmiştir. Ben nebilerin en üstünüyüm, kardeşim ve vasim olan Ebu Talib oğlu Ali vasilerin en üstünüdür’ diye cevap vermedi mi?”Ehli Beyt’in Sırları, Kays Oğlu Süleym Hilalî, Çeviren: Kemal Küntaş.

Abbas oğlu Abdullah’ın aktardığına göre Allah’ın elçisi buyurdu ki: “Cebrail; “Ve öne geçenler, öne geçenler; İşte onlar yakınlaştırılmışlardır. Nimetleri bol cennetlerde (bahçelerde)” ayetleri hakkında bana dedi ki: ‘Ali ve Onun taraftarları cennete ilk önce girecek olanlardır ve Allah’ın verdiği keramet sayesinde Allah’a yakın olanlar da onlardır.”(Emali, Şeyh Tusi, s. 70.) 

YUNUS SURESİ

2. ayet; Onlardan olan bir adama “insanları uyar ve inanları onlar için Rableri katında bir doğruluk makamı olduğuyla müjdele” diye vahyetmemiz insanlar için şaşırtıcı bir şey midir? Kafirler; “Şüphesiz bu apaçık bir büyücüdür” dediler.

İmam Cafer Sadık(as) Yunus Suresi 2. Ayeti hakkında şöyle demiştir:

“Yani Ali’nin velayetiyle.”(İsbatu’l-Hüdat, c. 2, s. 8.)

58. ayet De ki; “Allah’ın fazlı ve rahmetiyle, sadece bunlarla sevinsinler. O, topladıklarından daha hayırlıdır.

İmam Muhammed Bakır(as) babasından o da dedesi Müminlerin Emiri İmam Ali’(as)den şöyle aktarıyor:

“Bir gün Allah’ın elçisi ata binmişti ve Ali de o yolculuğa yaya olarak çıktı. Buyurdu ki: “Ey Hasan’ın babası! Ya sen de bin veya geriye dön! Allah bana şöyle emretti; Ben binek üzerindeyken sen de binesin. Ben yaya giderken sen de yaya gidesin. Ben oturduğumda sen de oturasın. Yalnız olağanüstü bir durum dışında Allah’ın bir emri söz konusu olursa o zaman oturup kalkabilirsin. Allah bana verdiği bütün kerametlerin bir benzerini sana da vermiştir: Bana nübüvvet ve risalet (Peygamberlik) verdi. Allah sana da kendi hükümlerini uygulama ve zor işleri yerine getirme emri verdi. Muhammed’i hakk üzerine gönderen Allah’a andolsun ki seni inkâr eden bana iman etmemiştir ve sana karşı çıkan bana iman etmemiştir. Sana karşı çıkanlar Allah’a ve bana iman etmemiştir. Senin faziletlerin benim faziletlerimdendir, benim faziletim senin de faziletindir. Bu da Allah’ın şu ayetidir De ki; “Allah’ın fazlı ve rahmetiyle, sadece bunlarla sevinsinler. O, topladıklarından daha hayırlıdır.

 Allah’ın fazlı Peygamberinizin nübüvvetidir. Allah’ın rahmeti de Ebu Talip oğlu Ali’nin velayetidir. Onun için buyurdu ki; Nübüvvet ve Velayet ile sevinmeliler. Yani taraftarlarımız. Bu onların topladıklarından daha hayırlıdır; Muhaliflerin topladığı dünya malı, evlatlarından ve eşlerinden daha hayırlıdır. Vallahi ya Ali! Allah seni Rabbine itaat edesin diye yarattı. Dini maarif seninle öğrenilsin diye ve Allah’ın yolu seninle belirlensin diye seni yarattı. Sana ve senin velayetine hidayet olmayanlar, senden sapıtmış ve Allah’ın katına hidayet olmamışlardır. Bu da Allah’ın şu ayetindedir; Şüphesiz ben tövbe eden, inanan ve iyi işler yapan, sonra da doğru yola giren kimseyi bağışlayıcıyım.[26]Yani Velayetine doğru hidayet olunanları. Rabbim benim hakkımda halka zorunlu kıldığı bütün hakları senin hakkında da zorunlu kılmıştır. Bana iman edenlere senin hakların zorunludur. Sen olmasaydın Allah’ın taraftarı tanınmazdı. Allah düşmanları seninle tanınır. Allah’ın huzuruna senin velayetinle çıkmayanlar hiçbir şeyle çıkmamıştır. Allah bana şöyle nazil etti: Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni tebliğ et (bildir)! Yani senin Velayetin hakkında nazil olunanları ya Ali! Eğer bunu yapmazsan elçiliğini (gönderdiği mesajını) bildirmemiş olursun. Eğer senin hakkında bana nazil olunanları tebliğ etmezsem yaptığım bütün ameller boşa gider. Her kim senin velayetin olmadan Allah’ın huzuruna çıkarsa onun amelleri boşa gider ve yarın hüsranda olur. Ben Rabbimin sözünden başka bir şey söylemem. Bu söylediklerim de Allah’ın senin hakkında bana nazil ettiği şeylerdir.”(Beşaretu’l-Mustafa, s. 178-179.)

CİN SURESİ

16-17. ayetler;

16. Ayet; Eğer (doğru) yolda direnselerdi, onlara bol su içirirdik

17. Ayet; Ki onları onun hakkında imtihan edelim ve kim rabbini anmaktan yüz çevirirse onu sürekli artan bir azaba sokar.

İmam Muhammed Bakır şöyle diyor: “Kim Ali’den yüz çevirirse, çetin bir azaba yakalanır ve o en şiddetli azaptır.”[1] Biharu’l-Envar, c. 35, s. 395

İmam Muhammed Bakır şöyle dedi:

Eğer (doğru) yolda direnselerdi, onlara bol su içirirdik.” İmam Muhammed Bakır dedi ki: “Yani eğer onlar Ebu Talip oğlu Ali ve Onun evlatlarının (12 İmam) velayeti üzerine istikamet gösterirlerse Allah onların emir ve yasaklarındaki itaatlerini kabul eder. “Onlara bol su içirirdik.” Yani kalplerine imanı içiririz. Ve yol, Ali ve vasilerinin velayetine iman etmektir.”(Usul-u Kâfî, c. 1, s. 220, 1. Hadis.) 

YASİN SURESİ

12. ayet; Şüphesiz biz ölüleri diriltiriz. Önden gönderdiklerini ve eserlerini yazarız. Her şeyi apaçık imamda saydık.

Ammar-ı Yasir’den; Bir gün müminlerin Emiri Ali ile beraber yolda giderken, karıncalarla dolu bir vadiye vardık. Ben dedim ki: “Ey Müminlerin Emiri, Allah’ın yaratıklarından bir kişi bu karıncaların sayısını bilebilir mi?”

İmam Ali (as)buyurdu ki; “Ben bir kişiyi tanırım ki, bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi mevcut olduğunu bilir.”

Ben dedim ki; “O kişi kimdir?”

İmam Ali (as)buyurdu; “Ey Ammar, Yasin suresindeki; “Her şeyi apaçık bir İmamda saymışız.” Ayetini okumadın mı?”

Dedim ki; “Evet okudum.”

İmam Ali(as) buyurdu ki; “İşte o apaçık İmam benim.”( Yenabi’ul Mevedde”, Şeyh Süleyman kunduzi belhi (hicri 1150-1300 seneleri arasında yaşamıştır), Bab:24, s.77’den naklen Fazilet-i Ehl-i Beyt’i Resulullah, Enis Emir, Der yayınları, s.341-342)

Hz Muhammed Mustafa(saa) Gadir Hum günü okuduğu hutbede şöyle demiştir:

“… Ey insanlar, Allah var olan her ilmi bende bir araya toplamıştır. Ben de öğrendiğim her ilmi takva sahiplerinin İmamında (İmam Ali) topladım. Var olan her ilmi mutlaka Ali’ye öğrettim. O’dur (Allah’ın Kuran’da zikrettiği) “İmam-ı Mübin (Apaçık İmam)

KAF SURESİ

24. ayet; (O ikisine denir ki) Atın her inatçı kâfiri Cehennem’e!

Hz. Muhammed Mustafa(saa):

“Kıyamet günü Allah, bana ve Ebu Talip oğlu Ali’ye şöyle buyuracaktır: ‘Sizi sevenleri cennete ve size kin güdenleri (cehennem) ateşe sokun.’ Allah’ın Kuran’daki ‘Atın her inatçı kâfiri cehenneme’ (Kaf Suresi 24. Ayet) sözü de bunu ifade etmektedir”.(Beşaratü’l-Mustafa, s. 144.)

BURUC SURESİ

3. ayet; Tanık olana ve tanık olunana andolsun.

İmam Cafer Sadık:

“… Tanık olan peygamberimizdir! Görünen ise Müminlerin Emiri Ali’dir.”(Biharu’l-Envar, c. 35, s. 386. El-Kâfi, c. 1, s. 425.)

ŞEMS (GÜNEŞ) SURESİ

1-4. ayetler;

1.Ayet; Andolsun güneşe ve aydınlığına.

2. Ayet; Andolsun onun peşinden giden aya.

3. Ayet; Andolsun güne onu ortaya çıkardığında.

4. Ayet; Andolsun geceye onu örttüğünde. 

İmam Cafer Sadık(as):

“… Güneş, peygamberimizin misalidir. Çünkü Peygamberimiz ilmi ile insanlığa aydınlık getirmiştir. Ay ise Müminlerin Emiri Ali’nin misali gibidir. Çünkü Ali ilmini peygamberimizden alıp, onun yolunu takip etmiştir.”

Hz. Muhammed Mustafa(saa):

“… İçinizde benim misalim güneş gibidir. Ali ise içinizde ayın misali gibidir. Güneş battığında ayın ışığı ile hidayet yolunu bulunur!”

Haris b. E’ver diyor ki, “Ey Allah Resulü’nün oğlu, canım sana feda olsun, Allah “Ant olsun güneşe ve ışığına”  demekle neyi kastetmiştir?

İmam Hüseyin(as), “Ey Haris, güneşten maksat, Allah’ın Resulü Hz. Muhammed’dir, buyurdu.

Haris, peki “Ve ondan ışık aldığı, ardına düşüp seyrettiği zaman aya”[29]  ile neyi kast etmektedir, diye sordu.

İmam Hüseyin(as) “Ondan maksat, Resulullah’ın ardıca gelen Müminlerin emiri Hz. Ali’dir buyurdu. Haris “Ve ışıdığı zaman güne”[30] den maksat nedir, diye sordu.

İmam Hüseyin (a.s), “Bu, yeryüzünü adaletle dolduracak olan Âl-i Muhammed’in Kaimi’dir (Kıyam edenidir)” buyurdu.” (Tefsir-i Furat-i Kufî, Ebu Kasım Furat b. İbrahim b. Furat Kufî, s.212).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>