ABDEST VE AHİRET

525577

ABDEST VE AHİRET

Abdest kavramını, ahiretle ilişkisi açısından değerlendirdiğimiz zaman, abdestin, ahiret günü kâra ulaştıran salih ameller için önem arz ettiğini görmekteyiz. Abdest, bazı ameller için farz, bazıları için mustahap olarak belirlenmiştir. Farzın terkedilmesi ilâhi azaba sebep olur, mustahap amellerinse terki böyle bir sonuç doğurmaz, fakat Rahman ve Rahim olan Allah müstahap amelleri de mükafatsız bırakmayacaktır. Yani bir abdestle de sevap işleyebilir, ilâhi nurla süslenebiliriz. Abdestin farz olduğu durumlarda ise abdest, bu amellerin kabul olma şartlarının esasını oluşturmaktadır. Allahu Taala`nın vacip buyurduğu bir takım ameller abdestsiz yerine getirilemez. Çünkü bir eve girmek istediğimiz zaman ev sahibinden izin alırız. Abdest de aynı böyledir. Bu yüzden bu gibi salih ameller karşılığında belirlenmiş mükafat ve derecelerin hepsini bir oda gibi düşünürsek abdest almak bu odanın anahtarı olur. Abdestin ahiret dünyasını kazanmada nasıl önem arz ettiğini daha detaylı değerlendirelim. 

  1. Abdest almak bir nevi istiğfardır. Allah Resulü (saa): Müslüman kimse abdest aldığı zaman onun günahları kulak, göz, ve ayaklarından hariç olur. Böylece oturduğu zaman bağışlanmış olarak oturur. (El Fakih, cilt 1, s.58). Allah Resulü (saa): Allahu Taala kıyamet günü benim ümmetimi mahşere abdestlerinin sonucu olarak güzel yüz ve beyaz el-ayakla getirecektir.” der (Mizanül hikme 1822, 6530). Çünkü ilahi rahmetin tecellisi yağmurun toprakta bıraktığı etki gibi abdest zamanı kullanılan pâk su da insanı hem maddi hem manevi açıdan temizler.
  2. Abdest, zikrin en güzel hallerindendir. İnsana yüce Allah’ı hatırlatır. Yani abdest, Allah’ın birliği, insanlığın başlangıcı ve sonu hakkında düşünmeye, tefekküre, Allah’tan korkmak ve Onun rahmetine umud etmeye vesile olur. Namaza hazırlık aşaması olarak abdest, su cisme değdiği anda insanı bir anlık dünyanın akışından ayırarak gafletten koparır ve yaratılış amacını ona anımsatır. İmam Ali Rıza (a): “Kula şu nedenle abdest almayla namaza başlama emri verilmiştir ki, kul mutlak egemenlik sahibi Yüce Allah’ın huzurunda durup münacat ettiği esnada temiz olsun ve kirlilik ve pislikten pâk olduğu bir halde yüce Allah’ın emrini yerine getirsin. İlaveten, abdest almak, insandan tembellik, hâlsizlik ve uyuşukluğu giderir ve insana Hakkın huzurunda durmak için gerekli kalp temizliğini kazandırır” (El-Vesail, c.1, s. 257).
  3. Hz. Resulullah (saa), sürekli abdest hâlinde olan, gece abdestle uyuyup bu hâlde ölen kimsenin şehitler derecesinde olacağını belirtmiştir (Emali Mufid, s. 60, h.5). İmam Sadık (a)’ın buyurduğu gibi abdestliyken abdest almak nur üstüne nurdur. (Vesailuş-şia, c.1, s.265, h.8). Bu halde olan kimse her an pâk olur, her an namaz ve Allahla munacat hâlinde olur. Ve sanki ilâhi çağrılara her an onay verme fırsatını yakalar. Bir kurtuluş gemisine binmek için gidiş bileti gibidir abdest. Bu hâl, kulun Allah’la irtibatını sürekli kılar ve ölüm kapıyı çalarken insan dünyadan abdestli bir şekilde ayrılmış olur, İlâhi dergaha bu şekilde çıkar.
  4. Aslında abdest, bir bakıma insanın Rabbiyle görüşüne olan itinasını gösterir. Yani kişi, namazda Allah’a duyduğu saygı ve hûşuyu aslında abdest alırken göstermektedir. Ve insanın kendi Rabbiyle, onu Yaratanla olan manevi irtibatında, dolayısıyla uhrevi açıdan ilişkisinin sağlamlaşmasında abdestin önemi çoktur. İmam Bakır (a) şöyle buyururlar: “Abdest Allah’ın kullarından hangisinin Ona itaat edip etmediğini bilmek için tayin ettiği sınırlardan biridir” (İlelüş-Şeraye, s.279, hadis 1). Dolayısıyla Rabbimizin hoşnut olduğu amel olan namazın kabul edilme şartlarının ilki, dosdoğru abdesttir.
  5. Nitekim kabir gününde, ahirette sorulacak ilk amel namazdır ve Kurani Kerim’de Maide suresi 6. ayette namaza duracağımız zaman abdest almamız gerektiği belirtilmiştir. Resulullah (saa) şöyle buyurmuştur: “Dinin direği namazdır ve namaz insan oğlunun bakılan ilk amelidir. Eğer bu doğru olursa diğer amellerine de bakılır. Eğer doğru olmazsa diğer amellerine bakılmaz.” (Biharül Envar – 82/227/ 53). Namazın kabul olma şartları çoktur fakat konumuzla alakalı olan kısmı abdesttir. İmam Ali (a) şöyle buyurmuştur: “Allah Resulü’nden şöyle buyurduğunu işittim: “Allah’ın kitabında en ümit verici ayet şudur: “Günün iki ucunda ve gecenin bir bölümünde namaz kıl” ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Ey Ali! Beni hak üzere müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderene andolsun ki sizden biri abdest için kalkınca günahları organlarından yere dökülür. Yüzü ve gönlüyle Allah’a yönelirse, henüz namazı sona ermeden üzerinde hiçbir günah kalmaz ve annesinden doğduğu gün gibi olur. İki namaz arasındaki günahları da temizlenir.” Peygamber böylece sırasıyla beş vakit namazı saydı, daha sonra şöyle buyurdu: “Ey Ali! Ümmetim için beş vakit namaz, sizden birinin evinin kapısından geçen nehir gibidir. Eğer sizden birinin bedeni kirlenir ve günde beş defa o nehirde yıkanırsa, bedeninde bir kirlilik bulunur mu?” Allah’a yemin olsun ki beş vakit namazın da ümmetim için işte böyle bir hükmü vardır.” (Mizanul Hikmet 7. Cilt, 10559.) . En’am suresi 72. ayette belirtildiği gibi namazı dosdoğru kılmamız ve Allah’tan korkmamız emredilmiştir. Hadiste namazın bir nehir misali temizleyici olduğu belirtilmiştir. Nitekim bu temizleyici nehire bu özelliği veren de doğru alınmış bir abdesttir. Namazı doğru kılmak için ilk önce doğru bir şekilde abdest almak gerekir ki Ahirette namaz ve amellerimiz şefaatçimiz, günahlardan arınma vesilemiz olabilsin.

 

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

Mail adresiniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. * işaretli alanların doldurulması zorunldur.

Yorum yaparken aşağıdaki HTML taglarını kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>